Bakan Kacır, Boğaziçi Üniversitesi 160. Yıl Vizyon Toplantısı’nda konuştu Açıklaması

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Boğaziçi Üniversitesini öğrencilerin ve bilim insanlarının kıymetli kıldığını belirterek, “Türkiye’yi hedeflerine taşıyacak, Cumhuriyet’in ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapacak işler, gençlerimizin ve bilim insanlarımızın ellerinde yükselecek.” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi 160. Yıl Vizyon Toplantısı, üniversitenin Güney Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Bakan Kacır, toplantıdaki konuşmasında, müesseseleri değerlerin yaşattığını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Boğaziçi Üniversitemizin bugünlere dek var olmasında, ülkemizde iş dünyasından sanat dünyasına, siyasetten medyaya, düşünceden akademiye pek çok alanda kıymetli isimler yetiştirmesinde taşıdığı değerlerin rol oynadığına inanıyorum. Bambaşka yolculukların kesişim durağı olan bir üniversitenin her birimizde benzer izler bırakması da yine zannediyorum taşıdığı değerlerin bir neticesi.”

“Boğaziçi Üniversitesinin değerleri nedir?” sorusunun herkes için farklılaşan yanıtları olabileceğini aktaran Kacır, şöyle devam etti:

“Aslında bizzat bu farklılık varlığı bence Boğaziçi’nin asli değeridir. Mezun olduğumuz yıl okul birincimizin konuşmasındaki ifadesi hala aklımda, ‘Köpekleriyle kedilerinin bir arada mutlu olduğu, arkadaşça yaşadığı yerdir.’ demişti. Bu eşsiz kampüste büyüleyici binalarda geçirdiğimiz yıllar, ömürlük dostluklar biriktirdiğimiz, özlemle andığımız yıllar oldu. Ümit ediyorum ki bugün de gencecik hayalleriyle umutlarıyla üniversitemizin kapısından adım atan genç kardeşlerimiz, hayatlarının en güzel dönemlerinden birini burada geçiriyor olsunlar. Umuyorum ki Türkiye’nin en ileri araştırma merkezlerine ev sahipliği yaparak nitelikli insan kıymetini yetiştirerek Boğaziçi Üniversitesi nice yıllar boyunca ülkemizin kalkınma yolculuğuna, iddiayla seslendirdiğimiz Cumhuriyet’imizin ikinci asrını Türkiye Yüzyılı kılacak adımlara katkı verecektir.”

“Ülkemizde bilimsel üretimi güçlü şekilde destekliyoruz”

Türkiye’nin son dönemde birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirdiğini dile getiren Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla kritik teknolojilerde tam bağımsız Türkiye anlayışıyla hareket edildiğini anlattı.

Ülkenin yerli ve milli üretim kabiliyetinin artırıldığını vurgulayan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bilim yolculuğunda, bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın, gençlerimizin yanlarında yer alıyoruz. Ülkemizde bilimsel üretimi güçlü şekilde destekliyoruz. Son 21 yılda ülkemizde bilimsel yayın sayısı yıllık 9 bin 13’ten, 48 bin 619’a yükseldi. En fazla bilimsel yayın üreten ülkeler sıralamasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık. Türkiye kaynaklı yayınların alan ağırlıklı atıf etkisi 0,69’dan 1,01’e ulaştı. G20 ülkeleri ortalamasını yakaladık, dünya ortalamasını geride bıraktık. Bu kapasite artışı, fikri mülkiyet alanına da yansıdı. 21 yıl önce yıllık patent başvurusu sayımız sadece 414 iken geçtiğimiz yıl bu sayı 9 bini aştı. Yani 21 yılda 21 misli artış yaşadık. Bilimsel çalışmaların ülkemizin kalkınma yolculuğunu hızlandırması adına adeta sıfırdan AR-GE ve inovasyon ekosistemi inşa ettik. 101 teknoparkımızda 10 bini aşan teknoloji girişimi, özel sektörde 1624 AR-GE ve Tasarım Merkezi kuruldu.”

“Boğaziçi Üniversitesinde 597 projeye 1,2 milyar lira destek sağladık”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, AR-GE harcamalarını yıllık 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara yükselttiklerine işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

“45 OECD ülkesi arasında AR-GE harcamasını en fazla artıran ikinci ülke olduk. 29 binden 272 bine çıkan AR-GE insan kaynağımızla OECD ülkeleri arasında AR-GE personel sayısını en fazla artıran ülke olduk. Bütün bunlar elbette tesadüf eseri değil. Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda bilim ve teknolojiyi merkeze alan bir politik tercihin sonuçları olarak gerçekleşti. Örneğin ulusal bilim ve araştırma kurumumuz TÜBİTAK’ın akademiye, sanayiye, bilim insanlarına sunduğu destekleri, reel değerlerle 9 katına çıkarmak elbette bilinçli bir tercihtir. TÜBİTAK desteklerinden yararlanan bilim insanı ve öğrenci sayısını 2002’de sadece 1000 iken 2023’te 57 bine yükseltmek bir stratejik yaklaşımın sonucuydu.”

Bu yolculukta Boğaziçi Üniversitesinin kendileri için her zaman ayrıcalıklı bir yere sahip olduğuna değinen Kacır, şunları aktardı:

“Son 21 yılda TÜBİTAK’la akademiye yönelik destek programları kapsamında Boğaziçi Üniversitesinde 597 projeye 1,2 milyar lira destek sağladık. Bilim insanlarına yönelik burs ve destekler kapsamında Boğaziçi Üniversitesindeki 7 bin araştırmacı ve öğrencimize 1,5 milyar lira burs ve destek sunduk. Stajyer Araştırmacı Burs Programı kapsamında üniversitemizden 177 lisans öğrencimizin AR-GE projelerinde aktif rol üstlenmesine imkan tanıdık. Uluslararası Lider ve Genç Araştırmacılar Programları ile ülkemize dönüş yapan bilim insanlarımızın üniversitemiz bünyesinde sürdürdükleri çalışmaları da dikkatle ve takdirle izliyoruz.

Tersine beyin göçü gerçekleştiren bilim insanlarımız bizleri gelecek adına umutlandırıyor, cesaretlendiriyor. Avrupa Birliği Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında üniversitemizin yararlanıcısı olduğu yaşam bilimleri ve biyoekonomi alanında 2 proje 11 milyon avro bütçeyle devam ediyor. Ufuk 2020 ve Ufuk Avrupa programlarında da araştırmacılarımızın ve öğrencilerimizin yer aldığı 28 proje 9 milyon avro fon almaya hak kazandı. Üniversitemiz özellikle yenilikçi teknolojilerde disiplinler arası çalışmalar yürütürken bu alanlarda ihtiyaç duyduğumuz insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmaları da takdirle karşılıyorum.”

Bakan Kacır, veri bilimi ve yapay zeka alanının üniversitede kurulan yeni bir enstitüyle desteklenmesini çok kıymetli bulduğunu söyledi.

Milli Uzay Programı kapsamında Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanacağını belirten Kacır, şöyle devam etti:

“Türk uzay bilim misyonunu önümüzdeki haftalarda gerçekleştirecek ilk Türk astronotumuz Alper Gezeravcı’yı uzaya göndereceğiz. Kendisi Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 13 farklı bilimsel deney imkanına sahip olacak ve bu deneylerden biri de yine Boğaziçi Üniversiteli bilim insanlarımızın katkılarıyla gerçekleşecek. Astronotumuz dünyada zorlu koşullara adapte mikroalg türlerinin yer çekimsiz koşullarda büyüme ve dayanıklılığını ölçecek. Üniversitemiz bünyesinde yer alan Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi ile Finans Uygulama ve Araştırma Merkezlerini, Ulusal Araştırma Merkezleri olarak önümüzdeki dönemde güçlü şekilde destekleyeceğiz. Bu merkezlerin küresel düzeyde öncü ve çığır açıcı bilimsel çalışmaların yanında ülkemizden yeni lider teknoloji girişimleri çıkması adına katkı sağlayacağına inanıyorum.”

“Türkiye’nin gençlerinin aklına, fikrine, heyecanına, umuduna ihtiyacımız var”

Kacır, Boğaziçi Üniversitesinde kaliteli, nitelikli bir araştırma iklimi ve altyapısı için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirterek, Boğaziçi Üniversitesinin bir yandan yüksek nitelikli bilimsel araştırmalara ev sahipliği yaparken bir yandan da adeta girişimci fabrikası olmaya devam edeceğini söyledi.

Milyar dolar değere ulaşarak “Turcorn” olmuş Türk teknoloji girişimlerinin önemli bir kısmında Boğaziçililerin imzası olduğuna dikkati çeken Kacır, şu görüşleri paylaştı:

“İsteriz ki Boğaziçililerden yeni Turcorn hikayeleri duymaya devam edelim. Bunun için üniversitemizin teknoparklarını geliştirmeye gayret ediyoruz. Üniversitemizin halihazırda 2’si aktif 3 teknoparkı bulunuyor. Teknoparklarımızda 135 teknoloji girişimi yer alıyor. Yenilikçi ve alanında öncü bu firmalar 750 AR-GE projesi tamamladı, 214 AR-GE projesini Bakanlığımız desteğiyle sürdürüyor.

Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Teknopark’ını hayata geçiriyor, Boğaziçi Üniversitesi Teknopark’ın Kuzey Kampüs’te daha büyük bir alanda faaliyet gösterecek olmasının da heyecanını duyuyoruz. Teknoparklarımız genç beyinlerimiz için istihdam imkanı sunarken onların birer girişimci olma yolunda da kuluçka vazifesi görecekler. Teknoparklarımızın üniversitemizin akademik birikimiyle sanayimizi, teknoloji ve inovasyon ekosistemimizi buluşturacağına inanıyoruz.

Tarihi kimliği ve eşsiz kampüsü elbette Boğaziçi Üniversitesine değer katan unsurlar ama Boğaziçi’ni bizler için kıymetli kılan esasen öğrencilerimiz ve bilim insanlarımız. Döktükleri alın ve akıl teriyle yıllarca süren emekle elde ettikleri başarının ardından Anadolu’nun, Trakya’nın dört bir yanından buraya adım atan, kurdukları hayallerin izinden gitmek adına merakla heyecanla Boğaziçi’nin kapısından giren öğrencilerimiz nitelikli araştırmalarıyla bilime değer katan öğrenciler, araştırmacılar yetiştiren bilim insanlarımız, Türkiye’nin pırıl pırıl gençlerinin, parlak zihinlerinin, aklına, fikrine, heyecanına, umuduna ihtiyacımız var. Türkiye’yi hedeflerine taşıyacak, Cumhuriyet’in ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapacak işler, gençlerimizin ve bilim insanlarımızın ellerinde yükselecek.”

“Kritik teknolojilerde ülkemizi geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız”

Her türlü huzursuzluğu geride bırakıp sadece bilime ve eğitime odaklanmak gerektiğini vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

“Bu süreçte Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak Boğaziçi’nin her daim yanında olacağımı bilmenizi isterim. Türkiye’de alanında en nitelikli ulusal araştırma altyapılarını Boğaziçi Üniversitesine kazandırmak, Boğaziçi’ni küresel yarışta üst sıralara yükseltmek, teknoloji geliştirme bölgelerinin gelişimi ile bilim ve teknoloji tabanlı girişimcilikte Boğaziçi’ni güçlendirmek, araştırmacılarımızın bilimsel çalışmalarına en güçlü şekilde katkı vermek, lider araştırmacıların Boğaziçi’ne kazandırılmasını sağlamak, öğrencilerimizin lisans döneminden itibaren proje ve araştırmalarını desteklemek, en nitelikli eğitim ve araştırma imkanlarına erişimini sağlamak, inanıyorum ki Boğaziçi’ne sahip çıktığını ifade eden herkesin paylaştığı ya da paylaşması gereken hedeflerdir.”

Bakan Kacır, taşıdıkları sorumluluğun Boğaziçi’nden büyük, mesuliyetlerinin Türkiye sınırlarının da ötesinde olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ahlaki zeminden ve değerlerden yoksun toplulukların bilimde ve teknolojide ortaya koyduklarının belki bir ilerleme zannedilse de hakikatte insanlığın tekamülünü değil yok oluşunu beraberinde getirdiğine maalesef şahitlik ediyoruz. Tıpkı tarihte olduğu gibi ancak adaletle merhametle yükselen bir medeniyetin ışığında gelişen bilim ve teknoloji yeniden insanlığa iyilik getirecek. Bu anlayışla sadece milletimizin değil, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen yeryüzünün dört bir köşesindeki masumların mesuliyetini de taşıyoruz. Bu umudu yükseltebilmek adına çok çalışacak ve kritik teknolojilerde ülkemizi geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız.

İnsanlığın geleceğini, bilimi ve teknolojiyi, hegemonya savaşlarının silahları olarak gören sömürgecilere terk edemeyiz. Çocuklarımızın istikbalini yüksek kazanç hırslarıyla insanlığın huzurunu ve geleceğini tehdit eder hale gelen teknoloji tekellerine teslim edemeyiz. Yapay zekadan kuantum teknolojilerine, yeni nesil nükleer santrallerden sentetik biyolojiye araştırma kapasitemizi artırmak, yenilikçi projelere imza atmak zorundayız. Sözüm ona ‘özgürlüğün beşiği’ kabul edilen Batı akademiyasının düştüğü hali hep birlikte ibretle izliyoruz. İsrail’in insanlık dışı zulmünü protesto eden öğrencilere, bilim insanlarına dünyanın en ileri kabul edilen üniversitelerinde hürriyet tanınmıyor. Bu üniversitelerin rektörleri Amerikan Kongresi’nde sorgulanıyor, istifaya zorlanıyor. Bu zulme karşı çıkanlar tıpkı Nazi Almanya’sındaki zulme karşı çıkanlar gibi yaftalanıyor. Böylesi bir dönemde bizlere çok büyük bir görev düşüyor. Sadece milletimiz adına değil, insanlık adına çok büyük bir vazife taşıyoruz.”

Konuşmasının ardından Bakan Kacır’a günün anısına Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci tarafından hediye takdim edildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x